
Hamlet Hanızade
Hamlet Babir oğlu Hanızade 1941 yılında doğmuştur. Hamlet Hanızade, Bakü'nün Şağan kasabasında dünyaya gelmiştir. Orta öğrenimini burada almış, babası Babir kişi ise onu asla oyuncu olarak görmek istememiştir. Ama küçük Hamlet'in yüreğinde baş kaldıran oyunculuk tutkusu her şeye galip gelmiştir. Savaşın dehşetli acılarını daha bebekliğinde yaşayan bu çocuğun kaderinde pek çok acı vardır. Hamlet çocukluğundan itibaren tiyatroya, sinemaya meyilliydi. 1950'lerin sonlarında Sanat Enstitüsü'ne girmiş, 1961 yılında ise artık Akademik Dram Tiyatrosu'nda oyuncu olarak çalışmaya başlamıştır. Hamlet Hanızade daha enstitü yıllarından kendini yetenekli bir oyuncu olarak kanıtlamıştır. Öğrenci tiyatrosunda yarattığı roller hem hocaların hem de çocukların yüreğinde yer edinmiştir. İlk kez hangi rolü oynadığını, kimlerle sahne arkadaşlığı yaptığını bilmiyorum. Yalnızca şunu biliyorum ki bu sanatı yürekten seviyordu ve ilk rolü de kuşkusuz bu sevgi ruhuyla yaratılmıştı. Pek çok oyunda rol almıştır. Sahne arkadaşları da Azerbaycan tiyatro sahnesinin «yıldızları» olmuştur — Mehdi Memmedov, Aliağa Ağayev, Ağasadık Geraybeyli, İsmayıl Osmanlı, Hökume Kurbanova, İsmayıl Dağıstanlı. Hamlet Hanızade bu tür usta sanatçılarla birlikte çalışmış, sanatın sırlarını öğrenmiştir. Tiyatro onun için aynı zamanda bir okuldu. Hamlet Hanızade burada olgunlaştı, seyircilerin yüreğine giden yolu buldu. Onu seviyorlardı, alkışlıyorlardı. Hamlet'i düşününce ilk akla gelen Topal Teymur karakteridir. Bu televizyon oyununu her izlediğinde, canlandırdığı Topal Teymur'un acımasız görünümü uzun süre seyircilerin belleğinden silinmiyor. Oyuncu bu karakteri canlandırmak için kendine özgü, özgün bir üslup seçmiştir. «Nesimi» filminde Yusif Veliyev'in canlandırdığı Topal Teymur ile H. Hanızade'nin kahramanı karşılaştırıldığında aralarındaki benzerlikler açıkça hissedilir. «Deliler Toplantısı», «İblis», «Ölüler» ve benzeri oyunlarda Hamlet'in tüm yüreği ve ruhuyla canlandırdığı nice kahramanlar vardı. Sahneye her çıkışında seyircilerin alkışları arka arkaya kesilmezdi. Hamlet Hanızade, Celil Memmedkuluzade'nin «Deliler Toplantısı»nda Molla Abbas'ı, Nariman Hasanzade'nin «Atabeyler»inde Nizami'yi, Nazım Hikmet'in «Şöhret ve Unutulan Adam»ında doktoru büyük bir sanatçı ustalığıyla canlandırmıştı. Dünya edebiyatının incilerinden F. Schiller'in, W. Shakespeare'in eserlerinde de rol almıştır. Sinemaya 70'li yıllarda geldi. Tofik Tağızade'nin «Yedi Oğul İsterim» filmindeki Gizir karakterini hatırlıyor musunuz? Garay bey'in «vuran kolu» olan Gizir, tedbirli bir insandır. Her şeyi tartıp değerlendirmeyi bilir. Hamlet, kahramanının bu özelliklerini öne çıkararak onu filmin ana kahramanları düzeyine yükseltir. Hamlet sinemayı da çok severdi ve ömrünün son yıllarında sinemaya daha çok yönelmişti. Filmlere sık sık çağrılırdı. Zaman zaman dublaja, «Mozalan»a da davet edilirdi. Enerjik bir insandı. Çalışmak onu hiçbir zaman yormazdı; yeter ki gönlünce, daha doğrusu kendine «yakışan» roller olsun. İlk kez «O Kızı Bulun» filminde yönetmen Hasan Seyidbeyli tarafından çekilmiştir. Oynadı, kendini kanıtladı. Ardından yönetmen Kamil Rüstembeyov, Hamlet'i «Son Geçit» filminde çekti. Kerbelayı İsmayıl'ı ikna etmek için Abbasgulu bey ile birlikte Garabağlar köyüne giden Talıbov Gamlo, onun öfkesine maruz kalır. Talıbov korkusuz, cesur, insan kaderine kayıtsız kalmayan bir kahramandır. Oyuncunun Kerbelayı'nın huzurundaki o korkunç anlardaki ifadesini hatırlıyor musunuz? Bu sahneler büyük bir yetenekle yaratılmıştır. Hamlet Hanızade bu tür dramatik sahnelerin gerçek bir ustasıydı. Ama İmaş («Arkadan Vurulan Darbe») bambaşka bir tarzda işlenmiş bir kahramandır. Hayatın zorluklarını görmüş, taştan taşa çarpılmıştır. Hapishane hayatı da yaşamıştır. En küçük suçlarda bile adı geçer. Ama Gamerlinski'nin öldürülmesinden haberi yoktur. Kız kardeşi de bir yandan onun keyfini kaçırır. Hoşlanmadığı bir aileden olan Fazil'i sever. Bu karmaşık olaylar zemininde karakteri ortaya çıkar. Hamlet bu bölümleri öyle bir yetenek ve ustalıkla canlandırır ki seyirci gerçek oyunculuk sanatının tanığı olur ve onu sevmeden edemez. Üzerinde çizgili hapishane kıyafeti olan bu gencin kaderine kimse kayıtsız kalamaz. «Son Geçit»te rolü çok büyük olmasa da, Hamlet Hanızade bu Bolşevik karakterini büyük bir yetenekle yaratmıştır. Hamlet'in en başarılı ekran kahramanlarından biri «Arkadan Vurulan Darbe» filmindeki İmaş'tır. İmaş da ana kahraman değildir, ama oyunuyla karakteri öyle yüksek bir düzeyde sunar ki onu ana kahramanlar seviyesine taşır. Hamlet'in bu filmdeki rolü sinemamızın en ilgi çekici kahramanlarından biridir. Halife Mu'tasım'ı ise «Babek» filminde canlandırmıştır. Bu tarihî filmdeki rolü çok büyük olmasa da, olayların genel akışını etkileyen tarihî bir figürdür. Hamlet onu başarıyla yaratmış, bizlere sevdirmiştir. Ve son olarak, «İdam Günü» filmindeki Sadi Efendi. Sadi Efendi, genelleştirilmiş bir yazar, filozof karakteridir. Onu hasta hâlde görürüz ve bu insanın yakalandığı hastalıktan iyileşmeyeceğini de hissederiz. Oyuncu, zamanın binbir eziyetinden geçmiş bu insanın tüm acılarını ustalıkla yaşar, tıpkı kendisinin sevdiği gibi onu bize de sevdirir. Yusif Semedoğlu'nun aynı adlı romanından uyarlanan «İdam Günü» filmine Hamlet'in davet edilmesi tesadüf değildi. Sadi Efendi, hayatın sınavlarından geçmiş, bir sanatçı kaderi yaşamış bir karakterdir. Bu karakter ne kadar karmaşıksa o kadar da çelişkilidir. Tarihin acılı döneminde, 30'lu yılların baskılarının kurbanı olan yüzlerce sanat insanının genelleştirilmiş bir karakteridir. Hamlet Hanızade, Sadi Efendi'yi canlandırmak için çok özgün ayrıntılar bulmuş, tüm ıstırap ve yakınmalarını yüzündeki çizgilerle verebilmiştir. Çağdaş bir konuda çekilen «Yaramaz» filminde (yönetmen V. Mustafayev) fabrika müdürünü oynar. Bu karakterle oyuncu, çağdaş rollerin de başarılı bir yorumcusu olduğunu bir kez daha kanıtlar. Hangi rolde çekilirse çekilsin, oyuncu oynadığı rolün sorumluluğunu iyi kavrıyordu. Yönetmenlerle çok kolay anlaşırdı. Son derece samimi, işine bağlı bir insandı. Onu tanıyanlar, Hamlet'in insanların kalbini asla incitmeyeceğini söylerdi. Rolleri ise tam tersine, acımasız, zalim, kana susamış insanlar olurdu. Hamlet Hanızade güçlü bir yaratıcı potansiyele sahip bir oyuncuydu. Zengin iç dünyası, çok farklı karakterde roller yaratmasına imkân veriyordu. Emektar Sanatçı unvanına sahipti. Halk onu seviyordu. Ödülü ise bir devlet ödülü ve halkın yüreğinde kazandığı sevgiydi. Bu sevgi bugün de var, yarın da olacak. Hamlet Hanızade ömrünün son günlerine kadar çalıştı. Üstelik hevesle, yorulmadan çalıştı. 1990 yılının 20 Ocak olayları onu da derinden sarsmıştı ve günlerden bir gün bu acılar yüreğini sonsuza dek susturdu. O yılın 3 Şubat'ında. Şehitlerimizin kırkını görmek bile ona nasip olmadı. Hamlet Hanızade çok duyarlı bir insandı. Milletin, halkın onurunu koruyan, bu uğurda ölüme bile gitmeye hazır olan oyuncu, 20 Ocak faciasının kurbanı oldu. Onu Şehitler Hıyabanı'na değil, doğduğu köyün mezarlığına defnettiler.





